Büyük M ile Meditasyon


Son bir kaç yıldır daha çok hatırladık. Üniversitelerde sağlık üzerindeki, öğrenme üzerindeki etkileri araştırılıyor. Kursları, kampları yapılıyor, okullara, oyun gruplarına girdi ve çocuklar da uygulamaya başladı fakat çoğumuz için ( tabiki öncelikle kendimi kastediyorum ) Meditasyon hala büyük harfle başlayan bir mesele.

Şehirden uzakta yaşamaya başlayan annem her sabah denize bakarak yaptığı meditasyonunu aksatmıyor. Ama büyük şehirde durum farklı tabi. Bazen derslerde etraftan gelen gürültüye benim de herkesle birlikte gösterdiğim ilk tepki "E ama bu gürültüde nasıl meditasyon olabilir ki?"

Veya kendini konuşarak, hareket ederek ifade etmeye alışkın bünyeler için sessizlik ve hareketsizlik fikri bile işkence oluyor.

Ben yıllarca direndim. Belirli dönemlerde yoğunlaşabildim, düzenli olarak kendimi oturtabildim, onun dışında hep kaytaracak bir bahanem oldu. Yok efendim benimki ‘Movement Meditation’.

O da tamam ama biri diğerinin yerini tutar mi ki?

Zihin malum hikaye üretme konusunda müthiş yaratıcı. J

Oysa beni oturtmayan en büyük etken korku. Oturup içeri baktığında karşılaştıklarımın hepsi pembe, şeker, kahkaha olmuyor. Kendinin derinliklerinin ve yaşadığın çağın enerjilerinin etkisinde kalmaman mümkün değil. Ama işin tek ilacı var o da oturmak ve dinlemek.

(Bence ironiyi sevmeli insan)

Yoganın hareketsizliğe doğru hareket etmek olduğunu söyleyen Erich Schiffmann’dan öğrendiğim bir uygulama var. Bir nefes farkındalığı meditasyonu. Düzenli oturmakta zorlandığım zamanlarda uyguladığım basit yöntemlerden biri. Sabahları uyanırken pek de keyifli oluyor. Cep telefonuna bakarak güne hızlı şeritten dalmaya alternatif. ( Çünkü ne olursa olsun benden daha güzel, başarılı, daha çok takipçisi olan biri var cep telefonumun içinde yaşayan. Halbuki benim işim o değil. Bana bahşedilen tüm hallerimle, kendim olmak Cancan’cığım..

Anlatayım belki sen uygulamak istersin ey okuyan. Bir minder veya battaniye üstüne omurganın rahatça uzayabileceği şekilde oturup bir kaç kez sesli nefes veriyorum. Ağzımı kapatıp, burundan alıp verdiğim nefesleri bir süre izliyorum.

Sesi nasil, ısısı nasıl, hissi nasıl? 50’den geriye saymaya başlıyorum. Nefes al 50, nefes ver 49, nefes al 48, nefes ver 47… Sayılar zihnin andan uzaklaşmamasına yardımcı oluyor. Geriye doğru saymak ilginç bir egzersiz oluyor, bazen kafam karışıyor J

20’ye geldiğinde sadece verdiğim nefeste 1 sayı geriye git. Nefes al nefes ver 20, nefes al nefes ver 19, nefes al nefes ver 18, nefes al nefes ver 17…

Bazen zihnin, duyguların yoğunluğuna göre 20’den geriye bir kaç kez gitmek bile gerekebilir. Nefesin doğal akışını hissedebiliyorsan saymayı bırakıyorsun. Tıpkı bir sörfçü gibi alçalıp yükselen nefesini dinleyerek kalabildiğin kadar kalıyorsun. Arzu edersen saat de kurabilirsin.

Yogaya ve hayata bakış açısı gördüğüm en özgürlükçü kişilerden olan Erich’in engin bilgisi ve buna benzer kolay uygulanabilen yöntemleri tatlı tatlı bir tarif edişi var. Bir de güven veren insanı topraklayan bir sarılışı. Web sitesi üzerinden derslerindeki konuşma ve meditasyonlarını paylaşıyor.

Sevgiyle öneririm.

www.bigmindonline.com

Featured Posts
Posts Are Coming Soon
Stay tuned...
Recent Posts
Archive
Search By Tags
Follow Us
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
  • YouTube
  • Spotify
  • Facebook B&W
  • Black Vimeo Icon
  • Black Instagram Icon

Istanbul / Los Angeles 2020