"All we are is dust in the wind..."

September 11, 2018

 

“I close my eyes only for a moment and the moment’s gone

All my dreams pass before my eyes a curiosity...

Dust in the wind

All we are is dust in the wind.”

 

Kansas’ın şarkısı benim kelimelerimden çok daha net anlatıyor sanki durumu. Burning Man’i kelimelerle anlatma çabasının eksik olduğunun farkında olarak girişiyorum yazıya.

 

İlk kez, 1990’ların ikinci yarısında duydum, Nevada’da Black Rock çölünde para geçmeyen bir sanat etkinliği için, insanların her sene bir haftalığına toplandığını. Lisede okuyordum, gündelik hayatın gerçekleriyle tanışmaya başlamıştım. Para kazanmanın doğasıyla, sanatın galerilere sıkışmış, tiyatro binalarına itilmiş haliyle büyümeye çalıştığım şehirde, şaşırdım duyduklarıma ve gördüğüm çölün ortasında yükselen, genellikle tahta, kemik ve metalden yapılmış kocaman sanat eserlerinin galerilerdekinden ne kadar farklı olduğuna... Böyle bir ortamın nasıl var olabildiğine ve sonra tamamen yok olabildiğine.

 

2012 senesinde sevgilim çantasını toplayıp çöle giderken, onu havaalanına bıraktım ve kendime dedim ki, henüz hazır değilim ama bir gün ben de...

 

2017 Burning Man’in teması Radical Ritual (Radikal Ritüel) gerçekten de tam ihtiyacım olan anda, çölde 5 gün geçirme fırsatı bulduğum bu son derece radikal ritüele ilk kez katıldım. İçinde kaldığım ilk kum fırtınasında ‘Burada ne işim var’ diye ağlarken ve tapınak yandığında küllerinden daha güzelinin doğacağını kendime fısıldarken... Bundan sonra artık ben de bir Burner’dım.

 

Bu sene kaybettiğimiz, Burning Man kurucularından Larry Harvey’nin anlatımıyla,

‘Biz kalbi oluşturuyoruz ve insanlar nektarı getiriyor.

Sadece yeteri kadar düzen yaratarak, bu spontane ve doğal olarak gelişen sürecin var olmasını sağlıyoruz. Bu kültürün tanımı ve kültür insanların birbiriyle etkileşiminden doğuyor. Kimsenin planlayıp, kontrol edebileceği bir şey değil.’*

 

Bu noktada son yıllarda sosyal medyada yansıtıldığı gibi sadece tüy takıp gidilen bir etkinlik, festival veya parti olmadığını anlatabilmek adına, Burning Man kültürünün 10 temel prensibinden bazılarını paylaşmakta fayda olabilir. Bu temel değerler, Burning Man’i diğer ticari etkinliklerden ayıran en önemli unsurlar ve katılımcıların kabul etmesi gereken bir yol gösterici niteliğinde.

Bu seneki hayatta kalma rehberinden, parantez içlerinde Türkçeleştirme çabama önce kendim gülerek... :) 

 

RADICAL INCLUSION (Radikal Kapsama):

Herkes Burning Man’in bir parçası olabilir. Yabancılara hoş geldin der ve onlara saygı duyarız. Topluluğa katılım için bir ön şart yoktur.

 

GIFTING (Hediye Verme ): Burning Man hediye verme prensibi ile işler ve hediye vermenin bir şartı yoktur. Hediye verme, eş değer karşılığı olan bir şey ile değişim beklentisi taşımadan gerçekleşir.

 

DECOMMODIFICATION (Metasızlaştırma):

Hediye ekonomisinin ruhuna uygun olarak, toplumumuzda herhangi bir kurumsal sponsorluk, reklam ve satış yoktur. Kültürümüzü tüketim odaklı anlayışa karşı korumaya kararlı ve hazırız.

 

RADICAL SELF RELIANCE (Radikal Kendine Yetebilme):

Burning Man bireyleri kendi iç ve dış kaynaklarını keşfetmeye, deneyimlemeye ve onlara güvenmeye teşvik eder.

 

RADICAL SELF EXPRESSION (Radikal Kişisel Dışa Vurum):

Kişisel ifade bireyin kendine has özelliklerinden doğar. Bunun içeriğine bireyler karar verir ve bu topluluğa bir hediye olarak sunulur. Bu bağlamda veren, alanın hak ve özgürlüklerine saygı duymalıdır.

 

LEAVE NO TRACE (İz Bırakmama):

Komünitemiz doğaya saygı duyar. Toplandığımız hiç bir yerde geride fiziksel bir iz bırakmamayı vaad ediyor ve ardımızda başlangıçtan daha temiz bir çevre bırakmaya gayret ediyoruz.

 

Bunlar dışında Toplumsal Efor ve Yardımlaşma, Sivil Sorumluluk, Yakınlık- Aracısızlık ve Katılım (bu ortamda izleyici yok, katılımcı var) ile 10 prensip tamamlanıyor. Medya mensuplarına verilen kartlarda bile, ‘Bu kart size hiç bir özellik sunmaz, yaşadığınız deneyimin tadını çıkarmaya bakın, herkes öyle yapıyor’ yazıyor.

 

Atasözü gibi çölde sürekli duyduğun bazı kalıplar yani deyim yerindeyse, PLAYA JARGONU da yıllar içinde gelişmiş.

 

PLAYA PROVIDES: Playa’nın (İspanyolca Plaj anlamına gelen kelime, BM’de çöle verilen isim) ihtiyaçlarını temin edeceğine dair olan yaygın inanış ki ilginç bir şekilde sekmiyor. Karnın acıktığında biri dans pistinin ortasında gece yarısı yiyecek bir şey ikram ediveriyor. Bisikletin zinciri çıktığında bir kaç dakika içinde biri durup yardım eli uzatıveriyor. Dudak çatlamasına krem, gündüz güneşte beyin yanmasına karşı bir şemsiye tutan, spreyli şişeyle su fışkırtan ne hikmetse hep en çok ihtiyacın olduğu anda çıkıveriyor.

 

MOOP (Matter out of Place): İz bırakmama prensibi sebebiyle, götürdüğün her şeyi, geri döndürme işini özenle sürdürmek gerekiyor. Bu o sosyal medyada arz-ı endam eden şapkalardaki tüylerden, elbisenin düşen pullarına kadar içeriyor ve deneyimli Burner’lar bu konuda çok hassas. Çadırların direklerinin zeminde bıraktığı izlerden, araba lastiklerinin izini tırmıkla sürerek yok etmeye kadar iz bırakmama prensibi, dikkatle uygulanan bir eylem.

 

Burning Man’in uyuşturucu ile sınavı konusuna da kısaca değinmek gerektiğini düşünüyorum. Etkinliğin ister istemez böyle bir ünü olmuş ve aslında madde kullanımı yaygın. Hatta bazı meşhur Art Car’ların uyuşturucu kartelleriyle ilişkisine dair dedikodular bile duyduk bu kez. Ancak bu sene katıldığımız kampta yaşça bizden büyük ve 14 senedir sektirmeden bu yolculuğu yapan insanların da varlığıyla bir kez daha gördüm ki, bu bir hafta boyunca ne pahasına olursa olsun, kendini kaybetmeye gelmiş, ne bulursa içen ve kendinden geçen insanların buluşması değil. Bu öncelikle, kendi ihtiyaçlarını, yeteneklerini, becerilerini ve yaşama dair zevklerini paylaşmaya gönüllü insanların bir aradalığı.

 

2 kişinin deneyiminin asla aynı olmadığı Black Rock City’de karşıma çıkan kamp ve sanat eserlerinden bu sene aklımda yer edenler,

Yüzlerce kiloluk taşları Rusya’dan taşınıp gelen Rus Hamamı, Fin Saunası, Foam Against the Machine (Dr. Bronner’ın girişimi olan bu son derece ilginç bir toplu duş ortamında DJ’ler müzik yaparken visionary artist ve ressam Alex Grey de canlı olarak resim yapıyordu.), akşamüstü ve sabahları oyuncak köpeğini (Black Rock Desert hayvanlar için uygun bir ortam olmadığından köpekleri almıyorlar.) gezdirip, çişini yaptıran adam, dev Gummy Bear, Kocaman Led ışıklardan yapılma ışık ve ses yerleştirmesi Light Saber ormanı, bütün duyularınla deneyimlediğin Electric Lazy Sound enstalasyonu, Big Imagination Project’in çöle taşıyıp yeniden kurduğu Boeing 747 uçak, Dev tahterevalli, Cosmic Runway, bu senenin en şahane DJ setini dinlediğim Playa Alchemist’in Piramidi, yüzlerce ateş dansçısının adam yanmadan önce aynı anda performans yaptığı an, 2 trenin çarpışması ve yanması, 600 Drone’un aynı anda havada yaptığı koreografik dans, Reverbia sahnesinde Avustralya yerlilerinin ritüel danslarını anlattığı paylaşım, 2 senedir geleneksel olarak dinlerken uyuyakaldığım MAPS (Multidisciplinary Association for Psychedelic Studies) kurucusu Rick Doblin’in rüyamda dinlediğim ilham verici konuşması, yapımı günler süren şahane Temple Galaxia’nın da diğer sanat eserleri gibi bir kaç saat içinde yanıp kül olması, Ashram Galactica Oteli, kampımızdaki Cupcake ve Oli’nin Playa düğünü, komşularımız Yellow Stone Burners’ın art car’ı ile öğlen güneşinde yaptığımız kampın geleneksel turu Beer Run, ve tabii ki hafta arası sabahtan öğlene kadar, kampın hediyesi olarak pişirip sunduğumuz krepler ve krep alanlarla hemencecik kurduğumuz sohbet ve görünmez bağ...

 

Çuvaldızı kendime ve diğer Burner’lara batırabileceğim bir konu varsa o da  normal şartlarda desteklemediğimiz bazı kuruluşlara mecbur kalma hali. Çölde ihtiyacın olacak her şeyi getirme ve sonrasında geri götürme zorunluluğundan, lojistik olarak bazı malzemeleri yüzlerce mil taşımamak için, Walmart, Home Depot veya son bir sene içinde daha da devleşen Amazon gibi kurumlardan alışveriş yapma hali, aslında engellenebilecek bir şey ancak iyi planlama gerektiriyor. Önümüzdeki seneler için hedeflerimden biri de lokal iş yerlerini daha çok desteklemek ve bu büyük kurumsal devlere nanik çekebilmek.

 

Yazıyı, Zeynep Sayın’ın Ölüm Terbiyesi kitabından bir karşılaştırma ile bitireyim. Sayın, Burning Man’i gösterilen bir alanda bir araya gelenlerin oluşturduğu festival cemaati olarak tanımlayıp ve kentsel mekanı talepsizlikleriyle işgal eden, 19 gün boyunca parayı geçersiz kılan Gezi parkı halkı ile karşılaştırırken kanımca biraz eksik algılıyor ve diyor ki festival ve bayramlar zaten kimlikli cemaat etkinlikleridir.

Oysa Burning Man, kimliklerinden tamamen sıyrılabildiğin ve istediğin tüm kimliklere ve kılıklara geçici de olsa bürünebildiğin ve senden geriye sadece tozun kaldığı bir vaha.

 

The Man burns in 355 days!

 

Dusty hugs,

 

O.

 

 

Larry Harvey röportajından bölüm: Burning Man 1997 An ABC Nightline investigation *

”We make the heart, they bring the honey! We create just enough order so that this spontaneous natural reoccuring process called Culture, which is born of the interactions of people, which no one can plan and no one can control, will begin to happen.”

 

Burning Man nasıl geçti temalı komik video: https://www.youtube.com/watch?v=8e1OEqrdIxY

 

Çölde fırtına uydu fotoğrafı, Karel'ciğimin vasıtasıyla: Will Marshall Twitter Feed @wsm1

 

Merak edenler için sevgili dostum Sait’in gözünden Burning Man 2018, I Robot

www.flickr.com/saitizmit

 

Zeynep Sayın - Ölüm Terbiyesi / Metis Yayınları (kitap)

Please reload

Featured Posts

I'm busy working on my blog posts. Watch this space!

Please reload

Recent Posts

July 1, 2020