Hareket üzerine tecrübeler..


‘Davranış kalıplarımızla ilgili kalıcı olan tek şey onların kalıcılığına olan inancımızdır.’

Dr. Moshe Feldenkrais

Sürekli hareket halindeyiz. Biz durumdan duruma halden hale koşarken bedenlerimiz de bir sürü şekle girip çıkıyor, alışkanlıklarımızın ve seçimlerimizin etkisinde kalıyoruz. Yavaşla, bedenini dinle demek kolay da o insana öyle hemen yerleşmiyor. Alışkanlıklar, sinsi bir şekilde beklemediğimiz anda fışkırıveriyor. Dudağının kenarıyla gülümsüyor. En basitinden, evdeki koltuğun hangi kısmının çökmüş olduğuna bakarak, rahat olmamız gereken anlarda bile bedeni nasıl aynı pozisyonda konumlandırdığımızı görebiliriz.

Bir dolu farklı hareket hali deniyorum son haftalarda. Bu hale alışkınım, hayatımın biraz kaotik olduğu ya da bir konuya çok takıldığım dönemlerde veya sabit olmadığım, seyahat hallerinde tekrarlıyor bu durumlar. Acıkmış gibi yeni şeyleri üst üste deniyorum. Tabi yüzeyde fırtına varken, biraz zaman alıyor suların durulması ve bu tekniklerin bedenimle iletişimi, tabiri caizse demlenmesi.

Ama acelem yok.

Son zamanlarda, en ilgimi çeken deneyim, Awareness through Movement uzun adıyla, Feldenkrais. Bu sene, en sonunda Skinner Releasing (rahatlama ve bırakma üzerine, imgelerle çalışan başka bir çağdaş dans metodu) denedikten sonra bu metotla haşır neşir olmam gerekiyormuş herhalde. Daha önce çeşitli yerlerde karşıma çıktı ama ya farkına varmıyor ya da umursamıyordum bedenimdeki küçük içsel hareketlerle gelenleri.

Feldenkrais aslında bedenden çok beyin üzerinde çalışan bir metot, insan gelişimiyle ilgileniyor, bebeklere bakıyor, hareket etmedeki prensiplerini inceliyor. Hareketin hareket olarak oluşmadan önceki aşamalarına, beyindeki harekete odaklanıyor. Esneklik ve hareket kabiliyetini arttırarak yaşam kalitesini zenginleştirmeyi amaçlıyor. Minimal uygulamalar ve bırakma tarifleriyle, en az çabayla oluşan hareketi deneyimlemekle ve bu deneyimler üzerinden sinir sistemi haritasını önce ‘reset’lemek sonra yeniden oluşturmakla ilgileniyor.

Dikkatli bir bırakma hali bedende nefes eşliğinde devam ediyor. Uygulama basit, mesela gözlerin kapalıyken sağa sola oynaması. Bu esnada devreye ne kadar gereksiz başka alanlar, kaslar giriyor, bunu fark etmeye başlıyorsun. Tekrardan çok çeşitleme üzerine gidiliyor. Bir seferinde sadece gözleri oynatırken diğerinde buna elleri ekliyorsun, hareketi katmanlarla derinleştirdikçe oluşanları gözlemliyorsun. Sonra tekrar sadece gözlerin hareketine dönüp, dinleniyorsun. Bu arada bazı oturma egzersizleri dışında derslerin çoğu yerde yatarak gerçekleşiyor. Ayağa kalkıp yaptıklarının etkilerini deneyimlediğin oluyor ama, esas inceleme alanı, kendini yeryüzüne bıraktığında olanlar.

Beden-beyin ikilisinin müthiş bir düzeni var hala tam olarak anlayamadığımız. Metodun yaratıcısı Moshe Feldenkrais, hayvanların sinir sisteminde doğdukları zaman hareket mekanizmasının kurulmaya hazır olduğundan bahsediyor. Yürüme eylemini yapmak için çok deneyime ihtiyaçları yok, kısa bir kaç girişimden sonra becerebiliyorlar. Bu bilgi, türün genlerinde var adeta. Yavru bir at ile bir bebeği karşılaştırdığında bebeğin emeklemesi, çömelmesi ve ayağa kalkıp yürümesi 1 yıla yakın vakit alırken, yavru at bir kaç denemeden sonra dengeyi buluyor ve ayağa kalkıyor. Oysa insanda uzun süren denemeler var. Yine de her bireyde yürüme farklı zamanlarda öğreniliyor. Üstelik bu öğrenilmiş bir eylem oluyor. İnsan deneyimden öğreniyor. Etrafta yürüyen biri yoksa yeni doğan bebek yürümek yerine sadece emekleyebilir deniyor. Yürüme deneyimleyerek öğrendiğimiz ve bizim türümüzün kabul ettiği ortak bir eylem.

Dans ederken koreografi öğrenme sürecini düşündüğümde, ilk tekrarlarda genellikle form peşinde koşarken; formdan forma geçişte rahatlık, daha az eforla hareket ve kişisel yorumun daha sonraki aşamalarda devreye girdiğini söyleyebilirim. Aynı koreografiyi sürekli yapsan da hareketin bedende oluşumu ve icra edilişi sürekli değişiyor. Yogada önceki günkü pozu aramamaktan bahsedilir, bugünkü şu anki halde olmakla ilgilidir pratik. Ve bu alışkanlıklarına bakmak için iyi bir yerdir. Bırakmak, dinlemek ve olana uyum göstermekle ilgili..

Bu gibi metotlar, bedeni sistematik olarak rahatlatma ve bu rahatlıktan doğan hareketi deneyimleme olanağı sunuyor. Ve her seferinde sen başka bir sen olduğun için, hisler, açılımlar yani genel anlamıyla deneyim değişiyor. Heraklitos’un aynı ırmakta iki kez yıkanılamayacağı önermesi gibi.

Hareket bitmeyeceğine göre nasıl hareket ettiğimizle ilgili olmak ve alışkanlıklarımızı incelemek yaşam kalitesi ve kendini tanıma süreci adına önümüzde serilen uçsuz bucaksız verimli bir ova gibi.

Featured Posts
Posts Are Coming Soon
Stay tuned...
Recent Posts
Archive
Search By Tags
Follow Us
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
  • YouTube
  • Spotify
  • Facebook B&W
  • Black Vimeo Icon
  • Black Instagram Icon

Istanbul / Los Angeles 2020