CEM SEŞIN #2


Salt Galata’nin ev sahipliğinde Artistic Research Istanbul’un 2014’ten beri yürüttüğü atölye çalışmalarının, 2016 ayağı olan Cem Seşın etkinlikleri her ay farklı bir odak ile devam edecek. Dans ve müziğin yanı sıra plastik sanatlarla ilgilenen amatör-profesyonel herkese açık olarak düzenlediğimiz etkinliğin ikincisinde deneyimlediklerimizden biraz bahsetmek istedim.

Ilk etkinlikte mekan algısı, topluluk olma hali, göz-görme duyusu üzerinde çalışmalar yapmıştık. Ikinci seansın kurgusunda bu konuları çeşitlemeyi amaçladım. Büyük bir çemberde buluştuğumuzda, ses, nefes ve beden farkındalığı çalışmalarıyla başladık. Güneşe selam ve serbest hareket ile bedenlerimizi ısıtıp, topraklandık. Hafıza egzersizi ve topluluk oyununda birbirimizin isimlerini öğrendik, unuttuk, güldük..

Çemberi küçülterek devam ettiğimiz hayvan topluluklarında olduğu gibi sürü şeklinde hareket etme (flocking-swarm behavior) egzersizi ilginç açılımlar doğurdu. Bu egzersizde aslında 3 ana kural var,

  1. Komşunla aynı yönde hareket et

  2. Komşuna yakın kalmaya çalış

  3. Çarpışmamaya özen göster

Metrobüs oyunu dediğim bu denemede birey olarak topluluk içindeki halimizi küçük bir ölçekte gözlemledik.

Fark ettiğim şu ki, sözel iletişim başvurduğumuz yöntemlerden ilki. Sözlerin olmadığı hareketin dünyasına adım atmak, birbirini hiç tanımayan bizler için her an çok kolay olmadı. Alanda fiziksel yakınlık ve anlık çatışmalar sözel ifade ihtiyacı doğurdu.

Birinci bölümdeki partnerli enerji çalışmaları ve dokunma-ellerle yönlendirme egzersizlerini hayali objelerle oynayarak tamamladık.

Cem seşın bölümünde beklendiği gibi müzik en etkin unsurdu. Yoga Trans Dans ta da uyandırmaya çalıştığımız özgün hareket hızlı ve organik biçimde açılarak topluluk içinde çeşitlendi. Kimi zaman bireysel kimi zaman kontak halinde dalga dalga yükselip alçaldı. Vurmalı enstrümanlar ve ritmin etkisini görmezden gelmek mümkün değil.

Müzikte sözün varlığı (söylenen şarkılar dostluk barış ve sevgi adına olsa da) ve mekanla ses kaynağının fiziksel ilişkisi ara ara bizi konserde dans ediyormuşuz hallerine taşıdı. Bazen de sese yakın olup ateş başında olduğu gibi serbestçe devindik.

Bence ritüel dans adına harika bir ortam oluştu. Farklı bedenler ve ortamlarda çalıştıkça daha net idrak ediyorum ki özgün hareket (creative free movement) aslında kendi bedenimizde, yaşam alanımızda ve ilişkilerimizdeki bir sürü sıkışıklığı dönüştüren doğal bir şifa biçimi.

Keşfedilmiş kıtaları yeniden aramaya gerek yok. Geleneklerin ve bin yıllardır süregelen ritüellerin kökleri, hepimizin DNA’sında saklı zaten.

Önümüzdeki ay Ufuk Şenel plastik sanatlardan esinlenerek form yaratmakla ilgili bir çalışma yürütecek.

Tarih ve detaylı bilgi için: Artisticresearchistanbul.wordpress.com

PS: Beni paylaşmaya yüreklendiren ve araştırmalarıma destek olan dostum Bahar’a; ve katılan herkese sonsuz teşekkürler.

Yine bir çemberde buluşmak dileğiyle,

O.

Featured Posts
Posts Are Coming Soon
Stay tuned...
Recent Posts
Archive
Search By Tags
Follow Us
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
  • YouTube
  • Spotify
  • Facebook B&W
  • Black Vimeo Icon
  • Black Instagram Icon

Istanbul / Los Angeles 2020